DİNE SOKULAN İLAVELERİN, HADİSLERİN UYDURULMA SEBEPLERİ

İlk üç bölümde, özellikle ikinci bölümde Kuran’a giderek Kuran’ın yeterliliğini gördük. Dördüncü bölümde hadislerin toplanış yönteminin açıklamasını vererek kutsal kılıfı giydirilmiş hadislerin neden dinin kaynağı olamayacağını anladık. O bölümde gördüğümüz sahabeyi hatasız ilan etme, mana ile hadis nakli gibi hadis toplama tekniğindeki konular hiç kasıt olmasa dahi nasıl uydurma hadis çıkabileceğini açıklamaktadır. Bu bölümde hadis toplama yönteminin sonucunda çıkan uydurmalara eğinmeyeceğiz. Onları dördüncü bölümde gördüğümüzden, bu bölümde dine kasıtlı olarak yapılan ilaveleri on maddede inceleyeceğiz. Böylece 6., 7., 8. ve 9. Bölümlerde örneklerini göreceğimiz uydurmaların neden uydurulduğunu kavrayacağız. (more…)

Kategori: Diğer
Tarih: Tem 28, 2008
Yorum Yapılmamış...

HADİSLERİN (SÜNNETİN) İNCELENMESİ

Kitabın ikinci bölümünde Kuran’ın dini kaynak olarak yeterli olduğunu, Kuran’ın dışında başka bir kaynağa ihtiyaç olmadığını gördük. Bu bölümde hadislerin toplanışı, Peygamberimiz’in hadisleri yazdırmadığı gibi konuları irdeleyerek, Kuran dışında dinin ikinci kaynağı neden olamayacağını bir kez daha göreceğiz. Peygamber’e iftira olarak nakledilen hadislerin Kuran’la, mantıkla ve kendi içlerindeki çelişkisini ise 6.,7., 8. bölümlerde görerek sonuca bakıp, Kuran dışında başka kaynak aramanın felaketine şahitlik edeceğiz.Hadis kelimesinin sözlükte “söz, haber” manalarına geldiğini görüyoruz. Sünnet ise “izlenen yol, alışılmış yol, adet” manasına gelir. Halk arasında yaygın olarak kullanımına göre Peygamber’in söylediği iddia edilen sözlere “hadis”, Peygamber’in davranış biçimleri, hareket tarzları olduğu iddia edilen davranışlara ise “sünnet” denir. Kuran’daki hadis kelimesinin kullanım tarzını da bu bölümde göreceğiz.(Sünnet kavramı ve kelimesinin kullanımı için 16. Bölüme bakın.) Davranış biçimleri sözlerle açıklandığı, aktarıldığı için hadis ve sünnet terimlerinin birbirlerinin yerine kullanıldığını her hadis ve sünneti inceleyen kitapta görebiliriz. Örneğin Lübnan Üniversitesi’nden Dr. Subhi es Salih kitabının girişinde bunu şöyle açıklamaktadır: “Hadisçilerce hadis ve sünnetin, biri diğerinin yerinde kullanılan iki kelime olduğu kabul edilmiştir. Hadis ve sünnet ifadelerinden, bir sözün, bir hareketin, bir takrinin veya bir sıfatın Peygamberimiz’e izafesi anlaşılmaktadır.” Bu yüzden kitabımızda hadis veya sünnet dediğimiz zaman bu ikisini birbirinin yerine düşünebilirsiniz. (more…)

Kategori: Diğer
Tarih: Tem 28, 2008
Yorum Yapılmamış...

İlk Abdest Ve Ilk Namaz

Peygamberimiz, Hiradan döndügü ve Mekke´nin yukari tarafinda bulundugu sirada Cebrail Aliyhisselam, gelip vadinin bir kösesinde ökcesini yere vurdu.

Oradan, bir su kaynadi.

Cebrail Aleyhisselam, ondan Abdest aldi. (more…)

Kategori: Genel Dini Bilgiler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Kur’an-i Kerimde adı Geçen Peygamberler

1. Hz. Âdem
2. Hz. Sit
3. Hz. Idris
4. Hz. Nuh
5. Hz. Hud
6. Hz. Sâlih
7. Hz. Zülkarneyn
8. Hz. Ibrahim
9. Hz. Lut
10. Hz. Ismail
11. Hz. Ishak
12. Hz. Yakub
13. Hz. Yusuf
14. Hz. Eyyub
15. Hz. Suayb
16. Hz. Musa
17. Hz. Harun
18. Hz. Hizir
19. Hz. Ilyas
20. Hz. Zülkifl
21. Hz. Davud
22. Hz. Süleyman
23. Hz. Yunus
24. Hz. Lokman
25. Hz. Uzeyr
26. Hz. Zekeriyya
27. Hz. Yahya
28. Hz. Isa
29. Hz. Muhammed

30. İsmi anılmayan Elçiler

HZ. SA’YA VE HZ. IRMIYA A.S. (more…)

Kategori: Peygamberler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Peygamberlerin Sıfatları

Bütün peygamberler Allah Teâlâ tarafından seçilip ilâhî elçiler olarak insanlara gönderildiklerine göre, hepsi birbiriyle kardeş gibidirler. Onlar bir âiledendir ve bir tek cemaattır: Bütün peygamberler doğru sözlü, sâdık, emîn, akıllı, sağlam karakterli, uyanık kalpli, yüksek ahlaklı, dünyada ve âhirette itibarlı ve Allah’a en yakın olan sevgili kullar, ilahi elçilerdir.
Onların diğer insanlardan ayn, kendilerine ait ortak bazı sıfât ve özellikleri vardır. Bu sıfatlar sayesinde yüce yaratıcı ile kulları arasında elçilik yapma liyakatını kazanmış olurlar. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: “Allah, peygamberliğini kime ve nereye vereceğini daha iyi bilir” (el-En’âm, 6/l?4). Bütün peygamberlerde ortak olan sıfatları şu beş maddede toplamak mümkündür: Emânet, sadakat fetânet, ismet, tebliğ. (more…)

Kategori: Peygamberler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Peygamberlere İman ve Önemi

Kur’an-ı Kerim’de zikredilen birçok ayetlere ve Peygamberimiz (s.a.s)’in bazı sahih hadislerine göre Allah Teâlâ’nın razı olduğu yegâne hak din olan İslâm’da iman esaslarından biri de, Allah (c.c.) tarafından insanları irşad ederek onlara doğru yolu göstermek için gönderilen bütün peygamberlere iman etmektir. Bu ortak esas, İslâmda iman esasları arasında yer alan çok önemli bir rükündür. Çünkü “meleklere” iman edilmeden, “İlâhî kitaplara” inanmak mümkün olmadığı gibi, bu kitabları insanlara tebliğ etmekle görevli ve sorumlu olan “Peygamberlere” iman edilmeden de, mukaddes kitablara iman etmek mümkün değildir.

Gerçek şudur ki; peygamberlik müessesesine inanılmadan din, yani ilâhî emir ve yasaklar söz konusu olmaz. Çünkü peygamberler, Allah Teâlâ’nın insanları irşad için gönderdiği birer ilâhî elçi olarak kendilerine vahyolunan ilâhî hükümleri, emir ve yasakları yalnız tebliğ etmekle kalmazlar; aynı zamanda bu hükümleri kendi nefislerinde aynen tatbik eder ve günlük hayatımızda fert ve toplum olarak nasıl uygulayacağımızı gösterirler. Peygamberler, herkes tarafından takip edilebilecek üstün vasıflı, yüksek ahlâklı, kâmil ve örnek insanlardır. Onlar, her hususta çok güzel birer örnek oldukları için, insanları kolayca etkiler, onlara Allah sevgisi ve O’na imanı aşılar ve peşlerinden sürükleyerek hayatlarında esaslı değişiklikler yaparlar. Çünkü nefsi ve aklı ile başbaşa olan insanların ıslahı ve doğru yola yöneltilmeleri, ancak yine birer insan olan, günahlardan arınmış (masum) peygamberlerin önderliğinde başarılabilir. Onun içindir ki, melekler insanlara değil, yalnız peygamberlere elçi olarak gönderilmişlerdir: “(Onlara) de ki: Eğer yeryüzünde yaşayıp huzur içinde dolaşanlar melekler olsaydı, muhakkak Biz, onlara gökten melek bir peygamber indirirdik” (el-İsrâ, 17/95). (more…)

Kategori: Peygamberler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Vahyin tekrar gelmeye başlaması

Kırk günlük bir aradan sonra Peygamber Efendimize vahiy tekrar gelmeye başladı. Vahyin tekrar gelmeye başlaması hâdisesini bizzat kendileri şöyle anlatmışlardır:

“Birgün giderken, âniden, gökyüzünde bir ses işittim. Başımı kaldırıp baktığımda Hîra’da bana gelen Meleği (Cebrâil) yerle gök arasında bir kürsü üzerinde oturmuş gördüm. Ürpererek yere çöktüm.

“Evime dönüp, ‘Beni örtünüz, beni örtünüz’ dedim. Bunun üzerine Yüce Allah şu âyeti indirdi:

“‘Ey elbisesine bürünen! Kalk ve insanları Allah’ın azâbından sakındır. Rabbini büyük tanı. Elbiseni temiz tut. Azâba sebep olacak günahlardan uzak dur.’2

“Artık, vahiy gelmeye başladı ve ardı arası kesilmedi.”3

Vahy tekrar gelmeye başlayınca, Resûl-i Kibriya Efendimizin ruhundaki sıkıntılar dindi; iç âlemi huzur ve sükûna kavuştu.

Cenâb-ı Hak, serapâ ahlakî güzellikler ve kemallerle süslemiş olduğu Hazret-i Mumammed’i (a.s.m.) peygamberlik vazifesiyle vazifelendirmekle, onu insan nev’i içinde en mümtaz ve en seçkin mevkiye çıkarmış oluyordu. Bu suretle aynı zamanda yüce Allah’ın umum kâinatta cari olan “Her nev’de bir ferd-i mümtaz ve mükemmel ve cami’ halkedip, o nev’in medar-ı fahri ve kemâli yapar” kanunu, insanlık camiâsında da tecellisini buluyordu. (more…)

Kategori: Peygamberler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

İlk Vahiy Tebliğ Ediliyor

Ramazan ayının on altı gecesi geride kalmıştı. Ve Ramazanın on yedisi Pazartesi gecesi idi.

Nur Dağı derin ve mânâlı bir sesizliğe bürünmüştü. O civarda her şey de onunla birlikte sessiz ve sâkindi. Konuşulacakları kimbilir dinlemek, söylenenleri âdeta duyabilmek eşsiz mazhariyetine ermek için… Konuşacak olan ile dinleyene belki de hürmet için…

Hira (Nur) Dağındaki mağaranın ağzından bir görünüş. Resûl-i Kibriya Efendimiz bu mağarada ilâhî vahye mazhar olmuştur.

Gecenin yarısı geçmiş idi ve zaman seher vaktine ayak basmıştı. Bülbüllerin ötmeye başladığı, güllerin bütün güzellikleriyle etrafa koku tebessümleri dağıttıkları ve Allah’ı zikredenlerin coşup sonsuz hazza eriştikleri müstesnâ vakit!

Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) en güzel bir insan suretine bürünmüştü. Mis gibi kokularla çevre buram buram kokmakta idi. Havf ve recâ, heyecan ve sükûnet tecellileri içiçe idi. (more…)

Kategori: Peygamberler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Peygamberler Tarihi

Soru 1 : Allah (c.c.)’ın emir ve yasaklarını insanlara haber veren, kendisine yeni bir
kitap ve yeni bir şeriat gönderilmeyip de kendinden önceki peygamberlerin
kitabı ve şeriatı ile amel eden Peygamberlere ne ad verilir?
Cevap : Nebi
Soru 2 : Kendisine yeni bir kitap ve yeni bir şeriat verilerek insanları hak yola
çağırmak için gönderilen peygamberlere ne ad verilir?
Cevap : Resul
Soru 3 : Diğer peygamberlere göre bir derece daha üstün olan peygamberlere Ulul-Azm denir.
Ulul-Azm olan peygamberler hangileridir?
Cevap : Hz. Nuh(a.s.), Hz. İbrahim(a.s.), Hz. Musa(a.s.), Hz. İsa(a.s.) ve Hz.Muhammed(s.a.v.)
Soru 4 : Kur’an’ı Kerim’de ismi geçen peygamberler kaç tanedir?
Cevap : 28 tane olup 3 tanesinin veli mi yoksa peygamber mi olduğu hususunda ihtilaf vardır.
Soru 5 : Vahiy ne demektir?
Cevap : Yüce Allah (c.c.)’ın dilediğini peygamberlere yine dilediği tarzda indirmesine denir.
Soru 6 : Vahyin geliş şekilleri kaç tanedir ve nelerdir?
Cevap : 7 çeşittir:
a- Rüya şeklinde
b- Melek görülmeksizin peygamberin kalbine bildirilmesi
c- Vahiy meleğinin insan suretinde gelmesi (more…)

Kategori: Peygamberler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Peygamber ve Peygamberlere İman

Allah, insana yeryüzündeki diğer canlılarda olmayan akıl ve vicdan yeteneklerini vermiştir. Bu yetenekler, insanın iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt etmesini sağlamaktadır. Ancak, zaman zaman insanlar bu yeteneklerini kullanmakta başarısız olmaktadır. Bu durumda Allah, onlara rahmetinin bir eseri olarak, insanlara sorumluluklarını hatırlatmak, buyruklarını bildirmek istemiştir. Bunun için de onlara peygamberler göndermiştir.

Peygamber sözcüğü Türkçe’ye Farsça’dan gelmiştir. Sözcük olarak Türkçe akrşılığı, habercidir. Dini bir terim olarak ise peygamber; Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçisi ve habercisidir. Kur’an’da peygamber kelimesi yerine nebi ve resül sözcükleri kullanılır. Nebi sözcük olarak haberci anlamına, resül ise elçi manasına gelir.
(more…)

Kategori: Din ve Ahlak Bilgisi
Tarih: Haz 02, 2008
Yorum Yapılmamış...

  • kuran, islam, din, ilahi, hadis

    Web sitemizin genel içeriği;

    kuran-ı kerim, ilahiler, islami sohbetler, dualar, ayetler, hadisler

    ve bir çok dini veya islami konuya web sitemizden ulaşabilirsiniz...



     
     

    LALEGÜL FM

  • Günün Hadis-i Şerifi

    Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.