Peygamberimize Gàibden Ses Gelmeye Başlıyor

Kâinatın Efendisi otuz sekiz yaşına girince gaibden bazı sesler duymaya ve bazı taraflarda bir takım ışıklar görmeye başladı. Bazen de kendilerine gaibden “Yâ Muhammed!” diye nidâ ediliyordu. Fakat, Efendimiz bu garip seslerin ve parlayıp geçen ışıkların ne demek istediklerine henüz o sırada tam mânâsıyla vâkıf değildi. Bununla beraber, bu hâdiselerin mânâsız ve boşu boşuna cereyân etmediklerini biliyordu ve günlerini onları düşünmekle geçiriyordu. (more…)

Kategori: Peygamberler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Mekke’nin Fethi

Hudeybiye Anlaşmasından sonra Bekr kabilesi Kureyşle, Huzacı kabilesi Hz. Peygamberle (s.a.v.) anlaşma yapmıştı. öteden beri Hz. Peygambere (s.a.v.) yakınlık duyan Huzaalılar bir su başında uyurken Bekr kabilesinin baskınına uğradılar. öldürülen yaralanan insanlar vardı. Bir kısmı kaçtı, Medineye geldi, Rasulullah (s.a.v.) Efendimize durumu anlattı. Hatta kendilerine saldıranlar arasında Kureyş’ten insanların bulunduğunu haber verdi.
Mekke’de ise telaş başlamıştı. Ebu Süfyan yola çıktı, Hz. Peygambere (s.a.v.) geldi ve anlaşmayı yenilemek üzere geldim” dedi. Rasulullah (s.a.v.).
Efendimiz, ”Siz anlaşmayı bozacak bir iş yaptınız mı?” dedi. Hayır cevabını alınca,
- O halde anlaşmanın yenilenmesine ihtiyaç yoktur, cevabıyla mukabele etti.
Ebu Süfyan’ın ısrarları fayda vermedi. Hz. Ebu Be kir’den, ömer’den, Ali’den, hatta Hz. Fatıma’dan veya küçücük Hasan ve Hüseyin’den birini aracı yapma çabaları boşa gitti. Hiç bir iş yapamadan Mekke’nin yolunu tuttu.
O artık eski Ebu Süfyan değildi. Uhud muharebesini kazandığı sırada haşmetli bir horoz gibi ”Yücel ey Hubel, yücel ey Hubel!…” diye bağıran, tuttuğunu koparacak, vurduğunu yıkacak bir seviyeye geldiğine inanan Ebu Süfyanın yerini şimdi kulakları düşmüş, omuzları çökmüş, Mekke’ye varınca Kureyşlilere ne cevap vereceğini bilemez hale gelen bir Ebu Süfyan almıştı. (more…)

Kategori: Dini Savaşlar
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Hz.Peygamber’in Mektubu ve Bizans Kralı

Dıhyetü’l-Kelbî r.a. anlatıyor:
Hz. Peygamber s.a.v., beni bir mektupla Bizans Kayseri’ne gönderdi. Hükümdarın yanına vardım. Mektubu verdim. Yanında yüzü kırmızı, gözleri mavi, saçları kıvırcık bir de yeğeni vardı.
Mektup, ‘Allah’ın Rasulü Muhammed’den, Rumların sahibi Herakliyus’a’ diye başlıyordu. Yeğeni bu sözler üzerine derin bir nefes aldı ve ‘bu mektup okunmamalıdır’ dedi. Kayser bunun sebebini sordu. Yeğeni: ‘Bu mektubu yazan önce kendi ismini anıyor ve senin için de Rum’un sahibi diyor, kral tabirini kullanmıyor.’ dedi. Hükümdar, ‘mutlaka onu okuyacaksın’ dedi.
Mektup okunduğu zaman, oradakiler Kayser’in yanından çıktılar. Huzura ben alındım. Kayser, onların dinî işlerini düzenleyen piskoposu çağırdı. Diğerleri onu mektuptan haberdar etmişlerdi. Bunu Kayser’in kendisi de söyledi ve mektubu ona okuttu. Piskopos ona şunları söyledi: (more…)

Kategori: Diğer
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

  • kuran, islam, din, ilahi, hadis

    Web sitemizin genel içeriği;

    kuran-ı kerim, ilahiler, islami sohbetler, dualar, ayetler, hadisler

    ve bir çok dini veya islami konuya web sitemizden ulaşabilirsiniz...



     
     

    LALEGÜL FM

  • Günün Hadis-i Şerifi

    Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.