Hudeybiye Anlaşmasından sonra Bekr kabilesi Kureyşle, Huzacı kabilesi Hz. Peygamberle (s.a.v.) anlaşma yapmıştı. öteden beri Hz. Peygambere (s.a.v.) yakınlık duyan Huzaalılar bir su başında uyurken Bekr kabilesinin baskınına uğradılar. öldürülen yaralanan insanlar vardı. Bir kısmı kaçtı, Medineye geldi, Rasulullah (s.a.v.) Efendimize durumu anlattı. Hatta kendilerine saldıranlar arasında Kureyş’ten insanların bulunduğunu haber verdi.
Mekke’de ise telaş başlamıştı. Ebu Süfyan yola çıktı, Hz. Peygambere (s.a.v.) geldi ve anlaşmayı yenilemek üzere geldim” dedi. Rasulullah (s.a.v.).
Efendimiz, ”Siz anlaşmayı bozacak bir iş yaptınız mı?” dedi. Hayır cevabını alınca,
- O halde anlaşmanın yenilenmesine ihtiyaç yoktur, cevabıyla mukabele etti.
Ebu Süfyan’ın ısrarları fayda vermedi. Hz. Ebu Be kir’den, ömer’den, Ali’den, hatta Hz. Fatıma’dan veya küçücük Hasan ve Hüseyin’den birini aracı yapma çabaları boşa gitti. Hiç bir iş yapamadan Mekke’nin yolunu tuttu.
O artık eski Ebu Süfyan değildi. Uhud muharebesini kazandığı sırada haşmetli bir horoz gibi ”Yücel ey Hubel, yücel ey Hubel!…” diye bağıran, tuttuğunu koparacak, vurduğunu yıkacak bir seviyeye geldiğine inanan Ebu Süfyanın yerini şimdi kulakları düşmüş, omuzları çökmüş, Mekke’ye varınca Kureyşlilere ne cevap vereceğini bilemez hale gelen bir Ebu Süfyan almıştı. (more…)