Bedir Savaşı
Nedenleri
Müslümanlar açısından savaşın en önemli nedeni, Kureyşli Müşriklerin kendilerine işkence yapıp hicrete zorlamalarıydı. Ayrıca Mekkeli Müşrikler, hicretten sonra Müslümanların geride bıraktıkları mallarını yağmalamışlardı.
Müşrikler açısından bakıldığındaysa, Medine’ye yerleşen Müslümanların, Müşriklerin kervanlarına saldırmaları savaşın en önemli nedeni sayılır. Mekke’deki hemen her ailenin kervanlarda bir hissesi vardı. Bu da Mekkeli Müşrikler arasında savaş için konsensus oluşturmaya yetmişti.
Savaş
Hicretten sonra Müslümanlar, geride bıraktıkları mallarının yağma edilmesine misillemede bulunmak için Kureyş kervanlarına saldırılar düzenlediler.
Bu saldırıların birinde Müslümanlar, içinde bin deve ve yarım milyon drahmi değerinde ticari mal bulunan bir kervanı hedef almak istediler. Muhammed, bu sefer için orduyu topladı. Toplanan 313 kişi Muhammed komutasında Bedir yakınlarına gelerek kervanı beklemeye başladı. Ancak kervanın lideri Ebu Süfyan, Müslümanların kervanı beklediğini öğrendi ve Mekke’ye haber haber yolladı. Ayrıca kervanın yolunu da değiştirdi. Müslümanların kervana saldırmaya hazırlandığı haberini duyan Mekkeliler, Ebu Süfyan’ın tehlikenin atlatıldığını haber veren ikinci mesajına rağmen Müslümanların üzerine yürümeye karar verdiler.
Mekkeliler, oluşturdukları 1000 kişilik kuvvetle Bedir’e doğru yola çıktılar.
İki ordu karşı karşıya gelince, Arap savaşlarında gelenek haline gelen “er dileme” hadisesi için taraflar içlerinden üçer kişi seçtiler. Buna göre, İslam Ordusu’ndan Hamza, Şeybe ile; Ali Utbe ile ve Ubeyde bin Haris de Utbe bin Rabia ile karşı karşıya geldi. Her üç çarpışmayı da Müslümanlar kazandı.
Er dileme hadisesinden sonra savaş başladı. Çarpışmaların ilerleyen aşamalarında Müşrikler dağılma belirtileri gösterdi; komutanları Ebu Cehil öldürülünce de iyice dağıldılar.
Kuran ‘da Bedir Savaşı
Kur’an’da Bedir Savaşı’yla ilgili ayetler şöyledir:
“Kendilerine savaş açılan müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.”(Hacc 13)
“Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size bedir’de yardım etmişti. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.”(Al-i İmran 123)
“Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.”(Nisa 71)
“Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.”(Al-i İmran 140)
“Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.”(Enfal 39)

