Temmuz, 2008

Kader

Allah’ın nesneleri ve olayları özellikle sorumluluk doğuran beşerî fiilleri, ezelde planlayıp zamanı gelince yaratması anlamında terim’

Allah’ın yaratıklarına ilişkin planını ve tabiatın işleyişini gerçekleştirmesini ifade etmek üzere literatürde kader ve kazâ kelimeleri kullanılır. Bu iki terim âlimlerce farklı şekillerde tanımlanır. Sözlükte ‘’gücü yetmek; planlamak, ölçü ile yapmak, bir şeyin şeklini ve niteliğini belirlemek, kıymetini bilmek; rızkını daraltmak’’ gibi mânalara gelen kader, ‘’Allah’ın bütün nesne ve olayları ezelî ilmiyle bilip belirlemesi’’ diye tarif edilir. ‘’Hükmetmek; muhkem ve sağlam yapmak; emretmek, yerine getirmek’’ anlamlarındaki kazâ ise ‘’Allah’ın nesne ve olaylara ilişkin ezelî planını gerçekleştirmesi’’ şeklinde tanımlanır. Selefiyye âlimleriyle Mâtürîdî ve Şiî kelâmcılarının ekseriyeti bu tanımları benimser. Eş‘arî kelâmcılarının çoğunluğuyla İslâm filozofları sözü edilen tanımları tersine çevirerek kazâya kader, kadere de kazâ anlamını yüklemişlerdir. Buna göre kazâ Allah’ın ezelî hükmü, yani bütün nesne ve olayların levh i mahfûzda veya küllî akılda topluca var olması, kader ise bütün nesne ve olayların kazâya uygun olarak yaratılması ve dış âlemde gerçeklik kazanmasıdır (et-Ta’rîfât, ‘’kdr’’ md.). ‘’Bir şeyin mahiyet ve niteliklerinin yanı sıra var oluş zamanı ve mekânını belirlemek’’ demek olan takdîr de kaderle eş anlamlı olup bazan onun yerine kullanılır. Mu‘tezile kelâmcıları sorumluluk doğuran beşerî fiilleri kader ve kazânın dışında tutmuşlardır. Onlara göre kader ve kazâ insanlara ait fiillerin hükmünü açıklayıp haber vermekten ibarettir (Kadî Abdülcebbâr, Fazlü’l-i’tizâl, s. 169-170); takdir de bir fiili önceden tasarlayıp belli bir şekilde meydana getirmektir (Fâruk ed-Desûkı, II, 261-262). (more…)

Kategori: Diğer
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Kur’an’da Biz İfadesinin Kullanılmasının Sebebi

Bazı Kuran ayetlerinde neden biz ifadesinin kullanıldığı tam olarak anlaşılamadığından bu konu bir takım soruları beraberinde getirmektedir. Bu konu şu şekilde ele alınabilir. Kuran’da Allah kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini de, birinci tekil şahıs olarak “Ben” ifadesini de kullanır. Bu Arapçanın dil özelliğinden kaynaklanır. Arapçada ve başka bazı dillerde de azamet, yücelik ifadesi olarak bazen bir kişi kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini kullanır. Nitekim gerek Türkçemizde, gerek başka dillerde karşımızda tekil şahıs varken yücelik, saygı ifadesi olarak ikinci tekil şahıs olan “Sen” yerine “Siz” demekteyiz. Türkçede tekil olarak yaptıklarımız için de bazen birinci çoğul olarak “Biz” ifadesini kullanırız, fakat bu karşımızdaki tekil şahıs için çoğul olan “Siz” ifadesini kullanmamız kadar yaygın değildir. (more…)

Kategori: Diğer
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

“Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey”

İnsanların büyük çoğunluğu ne yazık ki hayatı maddeden ve sadece dolu dolu yaşamaktan ibaret görmekteler. Yani varlığını ve varlığının sonunda ne olacağını bir kez olsun sorgulamadan bu dünyadan göçüp gitmiş sayısız insan yaşamıştır. Yaşamın amacı ne olabilir ki? Gezmek? Eğlenmek? Bolca tüketim? Alış veriş? Hırslar? Tutkular? Kariyer? Makam? Mevkii? Şan? Şöhret?… Sürekli olarak bunlar pompalanmakta insanımıza. Kitlesel iletişim araçlarıyla hissettirmeden enjekte edilmekte bu maddeci ve tüketim tutkunu zihniyet. Bu aralar oldukça moda oldu ölmeden önce gezilmesi görülmesi yaşanması gereken mekânlar, mutlaka izlenmesi gereken filimler, içine dalınması gereken maceralar. (more…)

Kategori: Diğer
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

AlkollÜ Deodorantlar, Kolonya Ve İspİrto

Içinde alkol bulunan deodorantları abdestli iken kullanarak ibadet yapabilir miyiz?

Önce hangi türden olursa olsun, vücuda ya da elbiseye alkol sürmüş olmanın abdesti bozmayacağını bilmek gerekir. Abdestin bozulması tamamen insanın vücudundan bir şey çıkmasına bağlıdır. Ancak insanın üzerinde, ya da elbisesinde pis bir madde varken namaz kılması câiz değildir. Çünkü namaz için abdest şart olduğu gibi, üstünün başının temiz olması da şarttır. (more…)

Kategori: Din ve Ahlak Bilgisi
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

AtiŞta Parali Veya Parasiz MÜsabaka Yapmak Caİz Mİdİr?

İslam dini hakkı savunup zulmü kaldırmak için kuvvette büyük bir itina gösterip müslümanların zamanın silahlarıyla silahlanmalarını emrediyor. Cenab-ı Hakk buyuruyor: “Düşmanlara karşı kuvvet ve (cihad için) bağlanıp beslenen atlar, hazırlayın” (el-Enfat).

Peygamber (sav) de şöyle buyuruyor: “Dikkat kuvvet atıştır, dikkat kuvvet atıştır.”

Bunun için fıkıh kitaplarının mühim bölümlerinden biri “Kitab al-Sabk va’l-Ramy”; Müsabaka ve atış bölümüdür. Bu bölümde at ve deve gibi bineklerle yarışmasıyla, ok atışı üzerine ihtimamla duruyor. Yarış ile atışın sünnet veya vacib olduğunu beyan ederek müsabaka kazanan kimseler ikramiye verilmesi için teşvik ediyor Ve bugün askerlikte yapılan silah ve atış eğitimi İslam’ın emridir. İslam’ın emrine imtisalen bu eğitime katılan kimsenin büyük mükafatı vardır. (more…)

Kategori: Genel Dini Bilgiler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

KÂbe Nasil Kible Oldu?

Rasulullah s.a.v. Efendimiz, Hicret’in on altinci ya da on yedinci ayina kadar namazlarini Mescid-i Aksa’ya yönelerek kildi. Bununla birlikte, kiblenin Mescid-i Haram’a döndürülmesini gönülden arzu eder, bunun için dua ederdi. Sonra bir gün ilâhi emirle bu da gerçeklesti.

Bes yüz kisilik bir kafile…

Medine’den yola çiktilar. Çogunlugu puta tapiyor, fakat Kâbe’yi ve Arafat’i kutsal biliyorlar ve kendi inançlarina göre hacca gidiyorlar. Aralarinda yetmis kadar müslüman da var.

Birinci Akabe beyatinda iman etmis olan Medineliler, kavimlerinin hidayetine vesile olmak için çok gayret etmisti. Kur’an’i ögretmesi için Peygamber Efendimiz tarafindan gönderilen Mus’ab b. Umeyr, gece gündüz demeden insanlara Allah’in dinini anlatmisti. Iste simdi yetmis küsur müslüman olarak Mekke’ye, Rasulullah s.a.v.’e gidiyorlar. Yine Akabe’de O’nunla bulusacaklar. (more…)

Kategori: Genel Dini Bilgiler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

İzÂr (ÖrtÜ)

İzar daha çok hadis ve fıkıh kitaplarında geçer. Eskiden takım elbise “izar” ve “rida”dan ibaretti. Belden aşağı bağlanana izar; ihram gibi omuza atılana da rida denirdi. Rida yeteri büyüklükte olunca, sağ ucunu sol omzundan geçirip ve sol ucunu sağ kolunun altından çıkarıp iki ucunu ya göğüs tarafından, ya da arkadan bağlayarak örtü yapmak suretiyle namaz kılmak mümkün ve caizdir. Ashab-ı Kirâm’dan Amr b. Seleme, Hz. Peygamber’in böyle bir rida ile namaz kıldığını nakleder (Buhârî, .Salât, 4; Müslim, Salât, 279, MiŞâfirîn, 83, 196; İbn Mâce, Tahâre, 83; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 239, 257, 281, 351). (more…)

Kategori: Diğer
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Mü’min

Mü’min : İnanan ve koruyan

Al-Mu’min : The Inspirer of Faith who awakes the light of faith in our hearts.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“O Allah ki, O’ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam’ır; Mü’mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.” (1) (more…)

Kategori: Genel Dini Bilgiler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Müheymin

Müheymin : Gözetici ve koruyucu olan, doğrulayıcı ve güvenilir
Al-Muhaymin : The Guardian who watches over and protects all things.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“O Allah ki, O’ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam’ır; Mü’mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.” (1)

Görüp gözeten, her şeye şahid olan koruyan ve bekçilik eden de O’dur.
Müheymin kelimesinin aslı “Müeymin”dir. Kolaylık için kelimedeki hemze harfi “ha” harfine dönüştürülmüştür. Arap dilinde bu tür dönüşümler vardır. (2)

Müheymin, kıyamet günü, kendisine ibadet edenlerin ibadetinden ve sevabından bir şey eksiltmeyendir. Allah sevp vermekten aciz kalmadığı gibi onu zorlanarak veren değildir. Sevap vermekle kendisinden ve mülkünden bir şey eksilmez ki, sevabını kısıp sınırlasın. O, mülkünden faydalanan değil ki, başkası faydalandığında mülkünden bir şey eksilsin.
Allah, asilerin de isyanlarından ve hak ettikleri cezadan bir şey artırmaz. Allah, cehennem ehlinin azabını “ceza” (amellerin karşılığı) olarak adlandırmıştır. Bu yüzden günah olmayan şeyin cezası (karşılığı) yoktur. Bu da Allah’ın inkarcıların ve asilerin cezalarını arttırmayacağını göstermektedir. (more…)

Kategori: Genel Dini Bilgiler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

Aziz

Aziz : Üstün, kuvvetli, güçlü, şerefli, mağlup edilmesi mümkün olmayan, galip olan
Al-’Aziz : The Victorious who prevails, and can never be conquered.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“..O, üstün ve güçlü olandir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (1)

Kur’an-ı Kerim’de doksanbir yerde geçmektedir. Fakat hiç bir yerde tek başına zikredilmemiş; daima Esma-i Hüsna’dan diğer bir isimle beraber varid olmuştur.
(more…)

Kategori: Genel Dini Bilgiler
Tarih: Tem 17, 2008
Yorum Yapılmamış...

  • kuran, islam, din, ilahi, hadis

    Web sitemizin genel içeriği;

    kuran-ı kerim, ilahiler, islami sohbetler, dualar, ayetler, hadisler

    ve bir çok dini veya islami konuya web sitemizden ulaşabilirsiniz...



     
     

    LALEGÜL FM

  • Günün Hadis-i Şerifi

    Talebü’l helali cihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.